top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafımelisamakyildiz

Her An Ölecekmişsin Gibi Yaşa Hayatı


“Hayat bize verilmiş bir hediye” derlerdi hep, umursamazdım. Sadece ben değil, hiçbirimizin bu sözü umursadığını şahsen düşünmüyorum. Bir durup düşünün ne için yaşıyoruz, yaşama amacımız ne diye. İşte tam düşünmeye başladığınız o noktada durun. Düşünmeyi bırakın. Biz insanlar şu hayatta hep bir amaç uğruna yaşıyoruz diye kabullendik. Her şeyde bir amaç aradık. Kiminin amacı zengin olup her istediğini alabileceği bir hayat yaşamaktı, bunun için tüm hayatını çalışmakla geçirdi. Kimi alanında uzmanlaşmak istedi ve tüm hayatı okullarda okumakla geçti. Çoğu küçük yaşlardaki gençlerin amacı en iyi üniversitelere girip oradan mezun olup holdinglerin CEO’ları, profesör doktorlar, savcılar, avukatlar olmak iken, yetişkinlerin amacı yaşlılık dönemlerinde rahat edip kendi çocukları ve torunlarının iyi bir yaşam sürmelerini sağlamaktı. Hatta bu kadar uzun soluklu düşünmemize bile gerek yok aslında. Bize Türkçe dersinde amaç-sonuç ilişkisini öğretmişlerdi hatırlarsanız. Basit düşünelim: Ali gol atmak için topa vurdu. Ali’nin amacı ne? Gol atmak. Sonuç ne? Topa vurdu. Bazen de bu şekilde düşünmek gerekir hayatı. Ama sıkıntımız nerede başlıyor biliyor musunuz? Hayatımızı bir amaç uğruna yaşadığımızda başlıyor tüm sorunlar. Bizim tüm insanlık olarak kabul etmemiz gereken tek bir gerçek var. Her an her şey olabilir. Bu ne demek peki? Mesela bundan 7 dakika sonra sokakta yürürken bana bir araba çarpabilir ve ölebilirim. Allah korusun dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu yaşanma olasılığı olan bir gerçek. Dikkat ettiyseniz 7 dakika dedim çünkü 5 7 9 hiç fark etmez. Şu andan itibaren ne 5 gün ne 7 ay ne de 9 yıl sonra ne olacağını bilemeyiz. Bilmiyoruz. Bunun en kötü örneğini geçtiğimiz haftalarda yaşadığımız felakette gördük. Deprem oldu. Onca insan farkında değildi olacağının. Ama yaşandı. Ve bunu kimse engelleyemedi. İşte bu yüzden hayatı bir amaç belirleyip onun uğruna yaşamamalıyız. Tabiki küçük küçük hedeflerimiz, büyük hayallerimiz olmalı, ama bunlar sanki bir görevmiş ve yapmamız zorunluymuş gibi bir amaca dönüşmemeli. Şimdi bir düşünün şu güne kadar size arkadaş, anne, baba veya herhangi birinin aldığı en güzel hediye neydi? Telefon, araba, köpek… Peki bu aldıkları hediyelerin içinde “Hayat” var mı? Ya da birisi ölen birine hayatı tekrardan hediye edebilir mi? Soruların içinde saklıdır bazen cevaplar. Bu sorularda onlardan bazıları. Hayat gerçekten bize verilmiş en eşsiz, en mükemmel, en muhteşem hediye. Kendi hayatınızı sevseniz de sevmeseniz de… Bir daha yok belki de devamı… Belki de 7 dakika sonra yok! Kıymetini bilmeliyiz attığımız her adımın, kokladığımız her çiçeğin, sevdiğimiz her canlının. Ama en önce kıymetini bilmeliyiz kendimizin ve yaşadığımız hayatın… Elimizde tek bir gerçek var o da şu an. O yüzden her an ölecekmişsin gibi yaşa hayatı…


19 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


Yazı: Blog2_Post
bottom of page